Viski ve Şarabın peşinde bir içki emekçisi...
instagram : @icmedensarhos
e-mail : info@icmedensarhos.com
İSKOÇYA MACERASI
11 Haziran Perşembe: 

Türk Havayollarının tarifeli seferi ile Perşembe sabahı 08.25’te Edinburgh’a hareket ediyoruz. Yolculuk dört buçuk saat sürüyor ancak saat farkının da verdiği avantaj ile 11.00 sularında Edinburgh havalimanına iniş yapıyoruz. Sixt RentaCar’dan kiraladığımız sağdan direksiyonlu aracımızı alarak hayatımızın en unutulmaz yolculuklarından birine başlıyoruz. 



Hedefimiz İskoçyanın küçük ama etkileyici şehirlerinden biri olan Elgin. Perşembe ve Cuma akşamları Elgin’de konaklayarak çevredeki damıtımevlerini gezme planımız var. Ama elbette Perşembe günümüzü de en iyi şekilde değerlendirmek istiyoruz. Yol üzerinde çok yakınından geçeceğimiz damıtımevlerine uğramamak olmaz. Dolayısı ile navigasyonumuzu Blair Atholl Distillery’e ayarlıyor ve İskoçyanın muhteşem doğası arasında yolculuğumuza başlıyoruz. . Dilimizde, uçakta seyrettiğimiz “Water Diviner” filminde Cem Yılmaz’ın seslendirdiği türkü: “Hey onbeşli onbeşli, Tokat yolları taşlı, Onbeşliler geliyor kızların gözü yaşlı...” :)


Blair Athol, Edinburgh havaalanına 88 km mesafede. Yolda öğle yemeği için                                         'da mola veriyoruz. Ne de olsa aç karınla viski tadımı olmaz öyle değil mi? :) Bu durağımızda bir de Scottish Liquer shop var. Amacımız hem karnımızı doyurmak hem de fiyat araştırması yapmak. Maalesef viskilerin fiyatları beklediğimizden yüksek. İlk tadım durağımız Blair Athol’e 14.00 dolaylarında varıyoruz.. Bu damıtımevi, Bell’s harman viskisinin ana singlemaltını üretiyor. Bölgenin en eski damıtımevlerinden. Kuruluş yılı 1798. Vaktimiz dar olduğu için damıtımevi turundan almıyor sadece tadım yapıyoruz. 12 yıllık singlemalt beklentilerimizin çok üzerinde. Hafif is kokusu ve tadı ile sherry’nin mükemmel uyumu. Bitter çikolata esintileri ve portakal aromaları ile damak zevkimize hitap eden bu viskiyi 40 pound karşılığında satın alıyor ve tekrar yola koyuluyoruz. Navigasyonumuz bu sefer Dalwhinnie’ye ayarlı. Mesafe 50 km.
Saat 15.30 civarı Dalwhinnie Distillery’e ulaşıyoruz. Dalwhinnie’de tur almayacaksanız önceden rezervasyon yapmanıza gerek yok. Sadece viski tadımı yapabiliyorsunuz. Viski tadımı için 4 seçenek sunuluyor size. Biz içinde 6 özel viskinin bulunduğu “Friends of the Classic Malts” menüsünü seçiyoruz. 21 Pound fiyatı ile seçeneklerin arasında en pahalısı olan bu menüde; Dalwhinnie 15 yo, Dalwhinnie double matured, Dalwhinnie triple matured, Dalwhinnie 25 yo, Dalwhinnie 1997 Distillers Cask ve Dalwhinnie New Make Spirit var. Ayrıca tadım sonrası bir tadım bardağını ve tadım şiltesini de hediye ediyorlar.
Tadım sonrası tekrar yola koyuluyoruz. Navigasyonumuza artık otelimizin adını giriyoruz. Premier Inn Elgin otelinde konaklayacağız. Mesafe 140 km. Yol üzerinde çok yakınından geçtiğimiz Cragganmore Distillery’e giremediğimiz için biraz hayıflanıyoruz. İskoçya’da ziyaretçi kabul eden hemen hemen tüm damıtımevlerinin son tadımları 16.30’da bitiyor. Bu saatten sonra ziyaretçi kabul edilmiyor. Bu boşluğu doldurmak için yolda rastgele bir kasabada bir barın önünde durup kısa bir mola veriyoruz. Kimimiz kahve içerken kimimiz de tadımlara devam ediyor. Bu sefer de Balvenie Double Wood 17 ile tanışıyoruz. :) Bölgeye ve viskilere hayat veren Spey nehrinin bir sağından bir solundan ilerliyoruz. Doğa muhteşem.
Sonunda saat 18.30 sularında Elgin’e otelimiz Premier Inn’e varıyoruz. Checkin işlemlerimizden sonra akşam yemeği için resepsiyondaki bayana önerilerini soruyoruz. Bizi deniz kıyısında oldukça tarihi bir restorana yönlendiriyor. The 1629. Restoran sonrasında bar planlarımız da olduğu için arabayı otelde bırakıp taksiyle gidiyoruz. 6 mil mesafedeki restoran için taksiye 15 pound ödüyoruz. 

The 1629 elegant bir restoran. Deniz kenarında olması nedeni ile manzarası da tatmin edici. Hafta içi olduğu için rezervasyon yapmamış olmamıza rağmen restoranda yer bulabiliyoruz. Fiyatlar yüksek sayılır ancak yemekler kaliteli. Özellikle de ekmekleri süper. Ekmekler restoranın fırınıda pişirilip taze taze masanıza getiriliyor. 4 kişi birer porsiyon et yemeği ve bir şişe İtalyan Montepulciano şarabına toplam 140 pound ödüyoruz. Sırada Elgin pub’ları var. 
Şehir merkezine gitmek için tekrar taksiye biniyoruz. Amacımız şehir merkezindeki Muckle Cross adlı pub’a gitmek ancak taksi şöförü aklımızı çeliyor. Bizi Mansefield otelinin barına götürüyor. Burada gerçekten çok çeşitli ve çok kaliteli viskiler var. Ancak aradığımız bu değil. Daha çok halkın gittiği yerleri merak ediyoruz. Mansefield Otelinde birer viski içip ayrılıyoruz. Yeni durağımız Muckle Cross. 

Elgine gideceklerin mutlaka görmesi gereken bir pub Muckle Cross. Viski menüsü Mansefield oteli kadar zengin değil ancak yine de tatmin edici. Ayrıca envai çeşit bira bulmak da mümkün. En önemli yanı ise fiyatlar. İskoçya’da gördüğümüz en ucuz pub diyebiliriz. Tek viskiler 2.5, duble viskiler 3.5 pound. Bira fiyatları da çok makul. Perşembe akşamı fazla kalabalık olmayan bu barda son içkilerimizi yudumlayıp, Cuma gecesi tekrar uğramak üzere mekandan ayrılıyoruz. Otelimize yürüyerek gidiyor ve bir sonraki güne zinde kalkabilmek adına dinlenmeye çekiliyoruz. 

12 Haziran Cuma:  

Çok yoğun bir gün bizi bekliyor. Bugünkü planımız The Macallan ve Glenfiddich damıtımevlerini ziyaret etmek. Glenfiddich Dufftown’da, Macallan ise Elgin’den Dufftown’a giderken Dufftown’a gelmeden 5 mil önce. “Drink responsibly” ilkesinden hareketle arabayı otelde bırakıyoruz ve Elgin-Dufftown arası çalışan                                      adı verilen otobüslere biniyoruz. Elgin merkezden kalkan bu otobüslerin 36 numaralı olanı tam viski severler için ayarlanmış sanki. Birçok damıtımevinin yanından/yakınından geçen bu otobüse yaklaşık 9 pound karşılığı günlük bilet alınabiliyor. Biz de öyle yapıyoruz ve yolculuğumuza başlıyoruz.
 
İlk durağımız Macallan. Macallan için inmemiz gereken durak Craigellachie, Archiestown Road End. Bu durakta indikten sonra yaklaşık 2 km’lik bir yürüyüş yolu bizi bekliyor. Yürüyüşümüze geyikler ve tavşanlar da eşlik ediyor. Şansımıza yağmur da yok. Temiz havayı içimize çeke çeke ilerliyoruz. 


The Macallan’da kişi başı 15 pound ödeyerek damıtımevi turu alıyoruz. Turda bize rehberlik eden Gary oldukça bilgili. Ancak bir kötü tarafı damıtımevi içinde fotoğraf çekimine izin vermiyorlar. Yaklaşık 1 saat 45 dakika süren tur ve tadımımızda arpadan viskiye uzanan uzun ve zorlu yolu takip ediyor, viskinin oluşumu için meşenin önemini birkez daha anlıyoruz. Turun sonunda tadımızımız var. Tadacağımız viskiler, Macallan Fine Oak 12, Macallan Amber, Macallan 12 ve Macallan Fine Oak 18.
Sonraki durağımız Glenfiddich. Yine geldiğimiz orman içi yoldan geri dönüyoruz. Ancak maalesef otobüsü son anda kaçırıyoruz. Bir sonraki otobüsün 1 saat sonra olması büyük handikap. Birkaç otostop denememiz de sonuç vermiyor. Son çare olarak en yakın kasaba olan Craigellachie’ye yürümeye kara veriyoruz. Bu 1 km daha yürümek demek. Doğal olarak çok yoruluyoruz. Craigellachie’te öğlen yemeğimizi yiyor ve bir taksi ile Dufftown’a yola çıkıyoruz. Mesafe çok yakın. Yaklaşık 8 km. 

Glenfiddich’e vardığımızda herkes çok yorgun. Tekrar bir damıtımevi turu almayı kimse göze alamıyor. Damıtımevinin barında Glenfiddich’in çeşitli viskilerini tadıyoruz. Gran Reserva 21 yo ve Malt Masters Edition en dikkatimizi çeken viskiler oluyor. 

Dufftown’dan saat 16.00’da otobüsümüze binip Elgine doğru yola çıkıyoruz. Yaklaşık 1 saatlik bir yolculuğun ardından Elgine varıyoruz. Otelimizde biraz dinlendikten sonra akşam yemeğimizi yemek ve yorgunluk viskilerimizi içmek üzere tekrar Muckle Cross’a gidiyoruz. Perşembe akşamı bomboş olan bar Cuma akşamı kelimenin tam anlamı ile hınca hınç dolu. Bir süre bekledikten sonra yemek yiyebilecek bir masa bulabiliyoruz. Yemekten sonra ise bar tarafına geçip kalabalığa karışıyoruz. Günün son viskilerini yudumladıktan sonra dinlenmek üzere tekrar otelimize dönüyoruz. 

13 Haziran Cumartesi: 

Cumartesi günümüzü Edinburgha ayırdık. Sabah kahvaltısının ardından Elgin’den ayrılıyoruz ve yaklaşık 280 km sürecek yolculuğumuza başlıyoruz. Hava yağmurlu. Herkesin malumu olduğu üzere Speyside bölgesi damıtımevleri ile ünlü. Yol boyunca çeşitli damıtımevlerinin tabelalarını görüyoruz. Sonunda dayanamayıp Glenfarclas tabelasından sapıyoruz. Ancak şansımıza Glenfarclas Cumartesi günleri kapalı. Tadım yapamamanın verdiği boşluğu doldurmak hiç de zor olmuyor. Arabamızı kenara çekip bardaklarımızı ve Blair Athol 12 yo şişemizi bavulumuzdan çıkarıyoruz. Hafif çiseleyen yağmurdan çiğ tanesi kadar bardağımıza damlatıp doğanın, yağmurun ve viskinin tadını çıkarıyoruz. 

Saat 14.30 civarından Edinburg’a otelimiz Best Western Braid Hills oteline varıyoruz. Checkin işlemlerimizin ardından hemen şehri keşfe başlıyoruz. Hedefimizde viski dükkanları ve viski barları mevcut. Önce Scotch Whisky Experience’a uğruyoruz. Bu mekan Edinburgh’ta viski çeşitliliği anlamında en önde gelen mekanlardan biri. Ayrıca tur da alınabiliyor ve viski yapımı taklit bir damıtımevinde izlenebiliyor. Biz tur almıyor sadece dükkanı geziyoruz. Ancak fiyatlar maalesef çok çok yüksek. Hafif yağmurlu havada şehri gezmeye devam ediyoruz. Merkezden ne kadar uzaklaşırsanız viski fiyatları o kadar ucuzluyor. Ancak yine de çok uygun fiyatlara viski almak pek mümkün görünmuyor.  

Sıra viski barları ziyarete geliyor. Aynı işletmeye sahip iki bar ziyaret ediyoruz. Birincisi Whiski Bar Edinburgh, diğeri de Whiski Rooms Edinburgh. Birbirine çok yakın olan bu barlarda gerçekten envai çeşit viski bulabilmek mümkün. Ayrıca da uçuş menüsü (flight menu) dedikleri 4’er viskiden oluşan menüleri var. Bu menülerden birini seçiyoruz. Cumartesi akşamı Edinburgh çok hareketli. Canlı müzik olan bir yer arıyoruz ve tavsiye üzerine Whistle Binkies’e gidiyoruz. Bir Irish Pub olan bu mekanda geç saatlere kadar eğleniyoruz.

14 Haziran Pazar: 

Pazar günü uçağımız 16.45’te. Vaktimizi uygun fiyatlı viski bulabileceğimizi öğrendiğimiz hipermarketlerde geçiriyoruz. Gerçekten de en uygun fiyatlar hipermarketlerde (Örnek Tesco) ancak maalesef burada da fazla çeşit yok. Genelde marketlerde 10-15 çeşit viski bulunuyor. Yine de fiyat/performansı çok yüksek viskiler buluyor ve satın alıyoruz. Bir önemli not da Edinburgh dutyfree ile ilgili. Duty free'de fiyatlar viski dükkanlarına göre daha ucuz ve viski çeşitliliği de tatmin edici.

Edinburgh havalimanındaki kuyruklardan ve keşmekeşten kurtulup (bu yüzden havaalanına erken gitmenize tavsiye ederim) uçağımıza biniyoruz. Üzerimizde tatlı bir yorgunluk, kulağımızda gayda ezgileri yeni seyahat planlarımızı yapmaya başlıyoruz bile. Eve vardığımızda sonuçtan memnunuz. :)